Tag Archives: Android

Nakitsiz Toplum: Square Ve Türkiye

Square dikkatimi bu yaz, VentureBeat’teki “Square Kredi Kartı Okuyucuları Artık Walgreens, FedEx Office Ve Staples’da Satılıyor” (Square Credit Card Readers Now Being Sold At Walgreens, FedEx Office, And Staples) başlıklı yazıyı okuduktan sonra çekti.  Ofis malzemeleri dükkanlarında satılan bir kredi kartı okuyucusu mu?

Özetle, Square küçük, kare şeklinde bir okuyucuyla, Android, iPhone veya iPadinizin kulaklık girişine bağlanabilen ve sanki bir POS makineniz varmış gibi kredi kartlarını okuyup tahsilat yapmanıza olanak veren bir ödeme sistemi.  Okuyucu, satın aldıktan sonra kullanmaya başladığınızda hesabınıza okuyucu için ödediğiniz kadar bir para yatırıldığı için bedavaya geliyor.  Sabit veya değişken fiyatlandırma seçenekleri var, ya aylık sabit USD 275 ödemeyi, ya da her geçirdiğiniz meblağın %2,75’ini ödemeyi seçebilirsiniz.  İş saatleri içinde geçirilen ödemeler genelde bir sonraki iş günü banka hesabınıza yatıyor.

Türkiye’de bir POS makinesi almak için bir işletmenin çekmesi gereken eziyetlerle kıyaslayınca epey başarılı bir sistem.

Genellikle, Türkiye’de kredi kartları kabul edebilmek isteyen ve bunun için bir POS makinesi sahibi olması gereken işletmelerin önce bir bankada hesap açarak bir başvuru formu doldurmaları gerekiyor.  Daha sonra banka ile pazarlığa oturuluyor, ama aslında pazarlık sözcüğü lafın gelişi, çünkü bankalar sözleşme şartlarını zorla kabul ettiriyorlar.  Bankaya yapılacak ödemelerin türleri ve meblağları bankalara göre farklılık gösteriyor, ama yaygın olanları POS makinesi bedeli, POS kurulum ücreti, banka komisyonu (meblağın %4’üne varan oranlarda), hizmet ücreti, müşteri sadakat programı ücreti, hesap işletim ücreti ve diğer bilumum ücretler.  Bunların dışında bazı cezalar da sözkonusu, mesela POS makinesinden geçen aylık meblağ bankanın belirlediği bir kotanın altında kalırsa belli bir miktar ceza ödeniyor.

Anlaşmaya varılırsa bu sefer işletmeden bazı belgeler isteniyor.  Bunlar imza sirkülerleri, Ticaret Odası’ndan iyi hal kağıdı, şirket ortaklarının nüfus cüzdanı örnekleri, şirket vergi levhasının bir örneği, şirket kuruluş belgesinin onaylı bir kopyası ve daha niceleri.  Bütün bunlardan sonra, eğer işletme POS makinesi vermeye layık görülüyorsa sıra oldukça kalın bir sözleşmeyi imzalamaya geliyor.  Benim en sevdiğim kısım da burası, bankaların çoğu size imzaladığınız sözleşmenin bir kopyasını veremeyeceklerini söylüyorlar.  Yani az önce nelerin altına imza attığınız konusunda hiçbir fikriniz yok, ve ileride herhangi bir nedenle bakıp öğrenmeniz gerekirse şansınıza küseceksiniz!

Doğal olarak, Square ile önceki paragraflarda anlattığım eziyetleri kıyaslayınca, bu buluşun gayet güzel, özellikle de küçük işletmeler ve şahıslar için oyun kurallarını değiştirebilecek bir inovasyon (disruptive innovation) olduğunu düşündüm.  Meğer yalnız değilmişim.  Yazın başında Square, Starbucks ile bir anlaşma imzalayarak müşterilerinin, ABD’deki Starbucks dükkanlarında Pay With Square appini kullanarak alışveriş yapmasını sağladığını açıkladı.  Sonra, Ağustos sonunda da, Square AT&T ile bir anlaşma yaptığını açıklayarak, Square okuyucularının ABD’deki bini aşkın AT&T dükkanında satılacağını belirtti.

Yani, Square ABD’de oldukça iyi durumda, ama ben daha çok bu sistemin Türkiye’de işe yarayıp yaramayacağını, yarayacaksa nasıl olacağını merak ediyorum.  Bunun gibi yenilikçi bir ödeme sistemi Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülke için ne anlama gelir?  Pazarın bütününe yayılıp oyunun kurallarını değiştirebilir mi, yoksa sadece kısıtlı bir çevre tarafından kullanılan, “havalı” bir oyuncak olarak mı kalır?  CGAP (Dünya Bankası tarafından desteklenen, dünyadaki fakirlerin finansmana erişimini sağlamaya odaklı bir araştırma merkezi) analisti Ignacio Mas, “Küçük Ölçekli İşletmeler Elektronik Ödemelere Hazır Mı?” (Are Lower-End Shops Ripe For Electronic Payments?) başlıklı yazısında buna değiniyor:

“Gelişmekte olan ülkelerde, … çoğu insan elektronik ödemeleri yeğlemiyor ve varolan kartların ve akıllı cihazların sayısı fazla yüksek değil.  Bunlardan kartların azlığı daha büyük bir sorun.  Gelişmekte olan ülkelerde, elektronik hesapları bulunan insanların çoğunun hesaplarında fazla bir değer yok, daha çok sayıda insanın hiç hesapları bile yok.  Eğer elinizde bir para biriminden yoksa, ödeme yaparkan onu seçmeniz için bir talep yaratmak pek kolay olmaz.  Bu durumda, sadece zengin, banka hesabı olan seçkinlere hizmet veren işletmeler elektronik ödemeleri (ve bunlarla gelen indirimleri) kabul edecekler.  Her zaman olduğu gibi bu tür sistemlerin pazara çok yavaş nüfuz ettiklerini gözlemleyeceğiz.”

CGAP’in analizine katılıyorum.  Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, nakit daha epey uzun bir süre “kral olmaya” devam edecek.  Nakitsiz toplum vizyonları iş çevrelerinde bu günlerde sıklıkla gündeme gelir oldu.  Herkesin ödemelerini bir kredi kartı, debit kartı, NFC veya Square gibi bir oyuncakla yaptığı, nakit paranın ortadan kalktığı bir toplum kulağa epey havalı geliyor, hatta İsveç gibi bir ülkede mümkün de olabilir, ama Türkiye gibi yerlerde görünür gelecekte bir hayalden öteye gidemez.

Tamam, kredi kartı kullanımının geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde Türkiye’de etkileyici bir hızla arttığı doğru.  Ama şu gerçeği gözardı etmemek gerekiyor:  Kredi kartı kullanıcılarının ciddi bir oranı kredi kartının kredi seçeneğini kullanan ve kredi kartına borçlanarak başka türlü satın alamayacakları şeyleri alan kişiler. (Revolver)  Kredi kartını sadece ödeme aracı olarak kullanan, kart borcunu en geç son ödeme gününde ödeyen ve bakiye taşımayan müşterilerin sayısı çok daha az. (Transactor) Eğer kredi kartına taksit yöntemi ile normal şartlar altında satın alamayacakları şeylere erişen “Taksitçi Transactorlar” da hesaba katılırsa, “Revolver” sayısı daha da artıyor.  Buradan da şu sonuca varıyoruz: Kredi kartı kullanıcılarının sayısının artması insanların nakdi bırakıp tamamen elektronik sistemlere geçmeye hazır olduklarını göstermez.  Olsa olsa insanların, maliyet yüksek olsa da, elinde olmayan parayı harcamayı sevdiklerini gösterir.

Devasa boyutlardaki bir kayıtdışı ekonominin, genel olarak eğitimi düşük müşteri tabanının, finansal kurumlara karşı bir güven eksikliğinin ve vergi kaçırma alışkanlığının yaygın olduğu Türkiye’de, yakın gelecekte elektronik ödeme sistemlerinin nakdi yeneceğine inanmıyorum.  Tersini iddia eden varsa, size birşey satmaya çalışıyor demektir.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under TÜRKÇE Yazılar

Cashless Society: Be There or Be Square?

Square caught my attention this summer, when I came across a VentureBeat article called Square credit card readers now being sold at Walgreens, FedEx Office, and Staples.  A credit card reader sold at office supply retailers?

Basically, Square is a payment system where a small, square-shaped reader plugs into your Android, iPhone or iPad’s earphone jack, and allows you to process credit cards, as if you had a POS machine.  The reader is free, after a rebate.  You can choose fixed or flexible pricing, either a flat rate of USD 275 per month, or a variable rate of 2,75% of the charged amount per swipe. Payments taken during business hours usually become available in your bank account the next business day.

Pretty neat, especially when compared to all the hoops a business must jump through to get a POS machine in Turkey.

Generally speaking, a business that wants to obtain a POS machine and the ability to accept credit cards in Turkey, must first fill out an application with a bank and open an account there.  Then come the negotiations, which are not really negotiations but terms dictated by the bank about all the payments the firm has to make to the bank.  Types and amounts of payments vary by bank, common ones are POS machine charge, POS machine setup fee, bank commission rate for the charged amounts (as high as 4%), service fee, loyalty program fee, account processing fee, to name a few.  There are also some penalty fees, if the monthly amount charged through the POS machine is below the quota assigned by the bank.

If there is an agreement, the applicant then must provide the bank with all kinds of documents such as list of authorized signatures, a certificate of good standing with the Chamber of Commerce, copies of the national ID cards of all the partners , a copy of the tax registration certificate,  a certified copy of the article of incorporation and myriad others.  After doing all this, if the applicant is deemed worthy, it is time to sign a bulky agreement with the bank.  My favorite part is where most banks tell you that they cannot give you a copy of the signed agreement, so you have no idea what you just agreed to, and in case you need to look it up in the future, well, tough luck.

Naturally, after comparing the Square to all that hassle just explained above, I thought that it was a pretty good, possibly a disruptive innovation, especially for small businesses and individuals.  It turns out, I was not the only one.  Over the summer, Square signed a deal with Starbucks where customers at participating U.S. Starbucks outlets would be able to pay for products using the Pay with Square app.  Then at the end of August, Square announced a new partnership with AT&T, making Square readers available at 1,000+ AT&T retail stores all over the U.S.

So, Square is doing well in the U.S., but I am more interested in how, if at all, it would work in Turkey.  What does this innovative payment system mean for developing countries like Turkey? Could it become mass market, or would it merely be just another cool gadget, only used by few? Ignacio Mas of CGAP, an independent policy and research center dedicated to advancing financial access for the world’s poor, housed at the World Bank, talks about it in Are Lower-End Shops Ripe for Electronic Payments?.

“In developing countries, … most people do not have a preference for electronic payments, and the installed base of cards and smart devices is still low. The former is by far the bigger obstacle. The majority of people in developing countries who have an electronic account do don’t have much value stored in them, and many more don’t even have an account. It’s hard to create a preference for paying in a currency you don’t have. In this situation, only merchants that tend to serve the richer banked elites will see a reason for accepting electronic payments (and, more significantly, the merchant discounts that come with that). Accordingly, we’ll observe the usual slow progression down-market.”

CGAP’s analysis rings true.  In developing countries like Turkey, cash will continue to be king for a long, long time. Visions of a cashless society come up more and more often in business circles these days.  The cashless society idea, where everyone uses a credit card, debit card, NFC or a gadget like Square instead of cash, sounds cool and may work in a country like Sweden, but around here it is nothing but a pipe dream, at least for the near future.

Sure, credit card usage has grown at an impressive rate in Turkey over the past few years. But a significant number of credit card owners are “revolvers“, people who use the credit card to buy things they otherwise would not be able to afford, as a substitute for a loan, if you will, instead of “transactors“, who simply use the credit card as a convenient payment tool. If you include transactors using the “installments” method of payments, a phenomenon unique to Turkey, number of revolvers becomes even more significant.  So, the large number of credit card users does not necessarily mean that people prefer credit cards and are willing to abandon cash.  It just means that they enjoy spending money they do not actually have, even if the cost of doing so is high.

With its huge underground economy, uneducated customer base, low level of trust in financial institutions and a widespread habit of tax evasion, I do not foresee electronic payments winning over cash in Turkey anytime soon.  Anybody who tells you different is trying to sell you something.

Yorum bırakın

Filed under Posts In ENGLISH

Akıllı Telefonlar: Mahkeme Kararı Sonrası Apple-Google İlişkileri

Geçtiğimiz ay, Asymco akıllı telefon pazarı hakkında bir rapor yayınladı.  Raporda akıllı telefon platformlarının 2007-2012 arasındaki pazar paylarını gösteren bu grafik de vardı:

İlgi çekici, değil mi?  Bu arada, geçenlerde Fortune  dergisinde yayınlanan bir yazı şu soruyu soruyordu: “Apple ve Google Patent Konusunda Bir Yumuşamaya Gerçekten Hazırlar Mı?” (Are Apple and Google Really Ready For Patent Detente?)

Sorunun yazıda verilmiş olan yanıtını çok gerçekçi buldum:

“Akıllı telefonlar, büyük ölçüde beş yıl önce iPhone tarafından pazara sürülen inovasyonlar sayesinde, trilyon dolarlık mobil telefon endüstrisinin en hızlı büyüyen segmenti…  [Google] yılda yüzlerce milyar dolar getiren bir pazarda üstünlük kurmuşken, müşterilerine karşı USD 1,05 milyonluk bir mahkeme kararı nedeniyle geri adım atmayacak.  Aynı şekilde [Apple] da mahkeme kararına ve elindeki patentlere dayanarak rakiplerinin “kendi inovasyonlarını kendilerinin geliştirmesi” konusunda diretmekten vazgeçmeyecek.  Apple’in onbinlerce patent başvurusu ve Android cihaz üreticilerine karşı beklemede düzinelerce davası bulunuyor.”

Bana Apple’in yakın gelecekte barış yapmaya çok niyeti yok gibi geliyor, hele ki Samsung’a karşı kazandığı mahkeme kararından sonra.  Android’in akıllı telefon pazar payı olarak Apple’a maliyetini görmek için Asymco’nun yukarıdaki grafiğine bakmak yeter de artar bile.

Oy oy oy!

Yorum bırakın

Filed under TÜRKÇE Yazılar

Smartphones: Post-Verdict Apple-Google Relations

This past month, Asymco released a study of the smartphone market that included the following graph on market shares of smartphone platforms, 2007-2012:

Interesting,  no?  Meanwhile, a recent Fortune article asks the question: “Are Apple and Google really ready for patent detente?

The answer, which I believe has a ring of realism to it, is also included in the article:

“Smartphones are the fastest growing segment of the trillion dollar mobile phone industry, thanks in large part to innovations introduced five years ago by the iPhone. … Having achieved dominance in a market that generates hundreds of billions of dollars a year, [Google] is not about to cave over a $1.05 billion verdict against [its] clients. Nor is [Apple] likely to back off [its] insistence that competitors “invent their own IP” on the strength of one verdict and a handful of patents. Apple has tens of thousands of patents and dozens of lawsuits pending against manufacturers of Android devices.”

I have a feeling Apple is not going to kiss and make up anytime soon, especially after a big win like the Samsung verdict. To get a feel for what Android has cost Apple in terms of smartphone market share, all you have to do is look at Asymco’s graph.

Yikes!

Yorum bırakın

Filed under Posts In ENGLISH