Tag Archives: Teknoloji

Sosyal Medyayı Paraya Dönüştürmek

Yeni teknolojiler ve iş dünyası trendlerine olan ilgim bir yana, herkesin çılgınca kendini kaptırdığı bir “en son yenilik” ortaya çıkınca genellikle epey şüpheci yaklaşırım.  Belki 1990’lar ve 2000’lerde İnternet’in yükselişini ve ilk çöküşünü bizzat yaşarken, asla sarsılmaz gibi gözüken nice dahiyane iş modelinin çöküşüne tanık olduğum içindir.  Belki de birşey, mesela bir borsa endeksi, bir TV programının ratingleri veya bir websitesinin trafiği,  çok popüler olup çok hızlı yükseldiği zaman kapıldığım o rahatsız ve kuşku dolu histendir, bilinmez.  Aynı hisse Türkiye’de sayıları son birkaç yılda çılgınca çoğalan e-ticaret sitelerine bakarken de kapılıyorum, ama şimdi konumuz o değil.

Pinterest bu bahsettiğim yeniliklerden biriydi.  Birden etrafımdaki herkes Pinterest kullanıyor, portföyler hazırlıyor ve önüne geleni pinliyordu.  Etrafta iş modelini ve nasıl kara geçmeyi planladığını soruşturdum.  Çoğu kimse pek birşey bilmiyordu ama çok havalı birşeydi bu!  Bu tür çılgınlıklarla karşılaştığım zaman genelde yaptığımı yaptım ve ortalığın biraz sakinleşmesini bekledim.

Ortalık henüz tam sakinleşmiş değil.  Aslına bakılırsa, geçen Mayıs’ta Pinterest USD 1.5 milyar bir değerlemeyle USD 100 milyonluk hisse sattığından beri daha da coştu.  “Eyvah! Amazon Araştırmacıları Pinterest’in Çok Satış Yaratmadığını Söylüyorlar” (Uh Oh! Amazon Researchers Say Pinterest Doesn’t Generate A Lot Of Sales) adlı yazısında Owen Thomas, Pinterest ve (Amazon’un sahibi olduğu) Zappos Labs’in son raporu hakkında yorum yapıyor.  Zappos geçtiğimiz aylarda tüketicilere Pinterest’teki önerileri baz alarak ayakkabılar, elbiseler ve mayolar gibi Zappos ürünleri öneren PinPointing sitesini açmıştı.

Pinterest kullanıcıları Twitter ve Facebook kullanıcılarına göre yaptıkları alışverişleri paylaşmaya daha yatkın, ancak paylaştıkları şeyler Twitter ve Facebook’taki paylaşımlara göre daha az ciro yaratıyor.  Bu durum da Pinterest için büyük bir sorun oluşturuyor, zira websitesinin ana savı, sosyal hareketliliği paraya dönüştürmede Twitter ve Facebook’tan daha başarılı olacağıydı.”

Yorum bırakın

Filed under TÜRKÇE Yazılar

Distimo’nun “En Popüler Sosyal Paylaşım Uygulamaları” Raporu Veya Veri Nasıl SUNULMAZ

Hollanda’nın Utrecht kenti merkezli Distimo, programcılar için app dükkanı gözetleme uygulamalarına ek olarak mobil cihaz üreticileri ve hizmet sağlayıcıları için app dükkanı pazar raporları hazırlayan bir şirket.  Distimo ayrıca app dükkanı pazarı hakkında aylık bir rapor hazırlıyor.  Son rapora buradan erişebilirsiniz.

Bir Techcrunch yazısında da konu edilen bu raporda, Temmuz 2010-Haziran 2011 arasındaki en popüler sosyal paylaşım uygulamalarını gösteren aşağıdaki grafikle karşılaştım.

Bu grafik, internette dolaşan benzeri grafiklerin insanları nasıl yanlış çıkarımlara yönlendirebileceğine MÜKEMMEL bir örnek:

  1. Veri, KULLANICI SAYISI değil İNDİRİLEN APPLER hakkında.  “Popülerlik” gibi bir kavram o kadar gevşek ki, “indirilmeler”, “toplam kullanıcılar”, “yeni kullanıcılar”, “5 üzerinden 4 yıldız veren kullanıcılar” vs. gibi birçok farklı veri ile ilişkilendirilebilir.  Ayrıca, Facebook gibi uzun zamandır varolan bir uygulamanın elbette ki zaman içerisinde indirilme sayılarının azalması beklenir.  Eğer herkese ZATEN varsa niye bir daha indirsin ki insanlar? Facebook’u bu şekilde yeni uygulamalarla karşılaştırmak tamamen anlamsız.  Geçen yıl bir app indirmişsem bu halen onu kullanmadığım anlamına gelmez.  Ayrıca bir appi indirmiş olmam da onu kullandığım anlamına HİÇ gelmez.
  2. Veri SADECE iPhone uygulamaları için.  Yani diğer bütün marka mobil cihazları yoksayıyor.  Kaldı ki birçok kişi (ben dahil) Facebook hesaplarına girmek için hala mobil olmayan cihazları kullanıyor.  Facebook’tan bu yıl içerisinde yapılan bir açıklama, Facebook’un 845 milyon aylık aktif kullanıcısının 425 milyonunun mobil cihazlarından erişim sağladığını ileri sürdü.  Elbette bu 425 milyon kişinin SADECE mobil cihazlarını kullandığı, kalan 420 milyon kişinin desktop ve laptoplarından giriş yaptığını göstermez. Bu 425 milyon kişi, büyük olasılıkla, hem mobil hem de mobil olmayan cihazları kullanıyorlar.  Sadece iPhone app indirmelerine bakarak genel popülarite ilan etmek çok anlamsız!
  3. Son  olarak da verilerin hangi ülkeleri kapsadığına bakalım.  Dünya haritasında bir ülke siyah ile gösterilmişse, o ülke için VERİ YOK demekmiş.  Gerçekten mi?  Geçtiğimiz altı aylık Socialbakers verilerine göre, Facebook kullanıcıları açısından dünyanın YEDİNCİ büyük ülkesi olan Türkiye’den yazan birisi olarak bunu inanılması çok güç buluyorum.

İstanbul’daki ofisimden, ha bu arada yine Socialbakers verilerine göre İstanbul Facebook kullanıcıları açısından dünyanın ÜÇÜNCÜ büyük kentiymiş, Distimo’ya ve verileri kullanıp yorumlarken gösterdiği ÖZENSİZLİĞE hayret ve teessüflerimi sunuyorum.

1 Yorum

Filed under TÜRKÇE Yazılar

Opt-In’den En İyi Şekilde Yararlanmak

Her zaman Türk şirketlerinin Müşteri İlişkileri Yönetiminin (MİY veya CRM) biraz zayıf olduğunu düşünmüşümdür.  Çoğu şirketin sandığının aksine, müşteri ilişkileri yönetimi, müşteri kayıtlarını bir veritabanında tutmaktan daha fazlasını gerektirir.  İyi ve kaliteli verileri topladıktan sonra bu verilerin başarılı bir şekilde ayıklanmaları, incelenmeleri ve müşteri karlılığını artıracak şekilde yaratıcı yollarla kullanılmaları gerekir, elbette bunu yaparken müşterileri sinirlendirmeden.

Ne yazık ki çoğu Türk şirketi CRM’i sadece müşterilerini çeşitli mecralarda (ki mobil SMS bunların en gözdesi) mesaj bombardımanına tutmak için kullanırken nokta atışları yapmak pek kimsenin aklına gelmiyor.  Ve ne yazık ki, hukuksal alandaki ilerlemenin yavaşlığı nedeniyle, çoğu şirket de bu durumdan fazla zarar görmeden şimdiye kadar idare ettiler.  Hem müşteriler nezdindeki iyiniyetin ve marka imajının zarar görmesini engellemek, hem de pazarlama bütçelerini daha verimli kullanmak için, Türk şirketleri opt-in konusunu daha ciddiye alıp en iyi şekilde yararlanmayı düşünmeliler.

Mitchell Madison Group yıllarımızda birlikte çalıştığımız iş arkadaşım Derek Martin, şu anda Velti’nin Satış Direktörü.  Martin, “Opt-In’i Aşmak” (Getting Past Opt-In) başlıklı yazısında, opt-in’i kullanarak doğru mesajı doğru müşterinin önüne getirirken, müşteri değerini artırmanın önemini vurguluyor:

“Aktif bir şekilde opt-in listelerini oluşturarak ve yöneterek, şirketler bir yandan müşterileri ile olan ilişkilerini geliştirip güçlendirirken, bir yandan da güven ve açıklık ortamını pekiştirebilirler.  Müşterilerin güçlü olduğu bir ilişkide bu özellikler başarıya ulaşmayı sağlayan etkenler olabilirler.”

Yorum bırakın

Filed under TÜRKÇE Yazılar

Apple Ve Facebook

The Wall Street Journal’in Para ve Yatırım editörü Francesco Guerrera, “Apple ve Facebook’dan Alınan Dersler” (Lessons Learned from Apple, Facebook) başlıklı yazısında iki şirketi karşılaştırıyor.  Apple geçenlerde ABD’nin şimdiye kadar gelmiş geçmiş en büyük şirketi olurken, Facebook’un hisse fiyatı geçtiğimiz Mayıs’taki halka arzındaki fiyatının neredeyse yarısına düşmüş durumda.

“’Akılsız taşkınlık’ ve kısa vadeli düşünme konusundaki şöhretlerine rağmen, yatırımcılar bir döneme damgasını vuran bu iki teknoloji devini ve geleceklerini değerlendirirken takdire değer bir şekilde sakin ve uzun vadeli düşünerek davranıyorlar.”

Yorum bırakın

Filed under TÜRKÇE Yazılar