Tag Archives: ZestFinance

İnovasyonu Anlamak, Tanımlamak Ve Başarmak

Ünlü Wall Street bankeri J.P. Morgan ve ayakkabı boyacısının hikayesini duymuş olabilirsiniz.  Rivayete göre Morgan ayakkabılarını boyatırken, boyacı çocuk kendisine duymuş olduğu bir hisse tüyosu konusunda görüşünü sormuş.  Morgan dehşetle farkına varmış ki, eğer bu iş ayakkabı boyacısı çocuğa kadar düşmüş ve ayakkabı boyacısı bile hisse senedi alıp satıyorsa o zaman herkes piyasada demektir, ve piyasa ciddi şekilde balon yapmıştır.  Hemen tüm hisselerini satmış ve birkaç hafta sonra patlak veren Wall Street çöküşünden parasını kurtarabilmiş.

Ben bu hikayeyi çok severim, ve yeri geldiğinde danışmanlık verdiğim müşterilerime bir piyasanın çok kalabalık olduğuna veya bir kavramın çok fazla kullanıldığına dikkat çekmek için anlatırım.  Bu sefer hikayenin aklıma gelmesine neden olan, “inovasyon konusunda tecrübeli” ve “şirkete yeni inovasyonlar katabilecek” çalışanlar arayan bir iş ilanıydı. (Yeni inovasyonlar kavramını özellikle beğendim. Tabi, değil mi, eski inovasyonları kim ne yapsın?)

“İnovasyon” sözcüğünün ait olmadığı yerlerde, uysa da uymasa da kullanılması beni rahatsız etmeye başladı.  Ne yazık ki, inovasyon çılgınlığı dört bir yanımızı sarmış durumda.  Program sonunda tüm katılımcıların muhteşem inovasyon yaratıcıları olacağına utanmasa garanti veren eğitim ilanları görüyorum.  Kendine “inovasyon danışmanı” adını veren birçok kişi etrafta geziyor ve anlattıklarına bakılırsa şirketleri bir gecede inovasyon canavarları haline getirecek güçleri var.  İlk İnovasyon Türkiye Fuarı bu ayın başında İstanbul’da düzenlendi; gerçi inovasyondan daha çok bir buluş fuarıydı ama olsun, inovasyon buluştan çok daha havalı.  Şirket yöneticileri ise iş kanalları ve dergilere demeç verip firmalarının inovasyon işinde olduklarını açıklamaktan bir hal oldular.  Politikacılar bile artık adında inovasyon sözcüğü geçen Ulusal İnovasyon Girişimi gibi etkinliklere katılmak için yarışıyorlar, çünkü böyle yerlerde görünmek hem fiyakalı, hem genç kitleye hitap ediyor, hem de insana çağdaş, gündemi izleyen bir hava katıyor.

Ama gerçekten, nedir bu inovasyon?  “İnovasyon Mu, Şeyy…” başlıklı yazıda, birçok şirketin ve çalışanlarının inovasyonun ne olduğu ve kendileri için ne anlam taşıdığı konusundan bihaber olduğuna, ve genel olarak organizasyon için ve özel olarak da her bir çalışan için inovasyonun ne anlama geldiğinin adını koymanın sorumluluğunun şirketteki üst düzey yöneticilere düştüğüne kısaca değinmiştik.

İnovasyonu anlamak için önce bir sözcüğün kökenine bakalım: Kökü Latince innovare’dir.  İnnovarenin anlamı yenilemek, restore etmek, değiştirmektir.  İnnovare de in (birşeye dönüştürmek) + novus (yeni) sözcüklerinden türemiştir.  Yani inovasyon varolan birşeyi değiştirmek ve yeni birşeye dönüştürmek anlamına gelir.

2005 yılında OECD ve Eurostat tarafından ortaklaşa yayınlanan Oslo Kılavuzu, konuya derinlemesine eğilmiş ve inovasyonu geniş bir yaklaşımla şöyle tanımlamıştır:

“İnovasyon, yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet), süreç, yeni bir pazarlama yöntemi, ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.”

Kılavuz, inovasyonu dört farklı alanda ele alır: ürün, süreç, pazarlama ve organizasyon.  İnovasyon bu dört farklı alanda, her durumu kapsayan ama birbirleriyle çakışmayan şekillerde ele alınmıştır.

Üründe inovasyon, özellikleri veya kullanım yerleri açısından yeni veya eskiye göre önemli ölçüde geliştirilmiş bir mal ya da hizmetin sunulmasıdır.  Teknik özelliklerde, parça ve malzemelerde, ürüne dahil yazılımlarda, kullanıcı kolaylığında veya herhangi diğer kullanım özelliklerinde esaslı geliştirmeleri de kapsar.

Süreç inovasyonu, yeni veya eskiye göre önemli ölçüde geliştirilmiş bir üretim veya sevkiyat yönteminin uygulanmasıdır.  Çeşitli teknikleri, donanımı ve yazılımları da kapsar.

Pazarlamada inovasyon, ürün tasarımına, paketlemesine, ürün yerleştirmesine, promosyonlara veya fiyatlamaya esaslı değişiklikler getiren yeni bir pazarlama yönteminin uygulanmasıdır.

Organizasyonel inovasyon, firmanın iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.”

Oslo Kılavuzu ayrıca nelerin inovasyon OLMADIĞINA da açıklık getirir.  Yalnızca aşağıdakilerden birisini gerçekleştirdikleri için kendilerine inovatif diyen ve bunu medyada neredeyse davul zurna ile duyuran birçok şirket ve yönetici aklıma geldikçe gülümsemekten kendimi alamıyorum:

  • Firmanın performansına olumlu katkıda bulunsa da, birşeyi yapmaktan vazgeçmek bir inovasyon değildir.  İnovasyon yeni birşey getirmektir, eskiyi terk etmek değil.  Örnek: bir elektronik üreticisinin bütün bir ürün grubunu üretmekten vazgeçmesi.
  • Varolan donanımın aynısından eklemek, veya küçük değişiklikler ve güncellemeler yapmak süreç inovasyonu değildir.  Bu yeni birşeyi değil, varolan eskisinden daha fazlasını kullanmaktan ibarettir.  Örnek: bir çelik üreticisinin yeni bir fırın ekleyerek kapasite artırması.
  • Bir ürünün üretim faktörlerinden birisinin fiyatındaki değişme nedeniyle ürünün kendisindeki fiyat değişimi inovasyon değildir.  Örnek: bir bilgisayar üreticisi artık aynı model dizüstü bilgisayarı daha ucuza üretmektedir, çünkü dünyada RAM fiyatları düşmüştür.
  • Daha önce üretilmemiş, benzersiz bir ürünün, bir müşteriden gelen özel sipariş üzerine üretilmesi bir inovasyon değildir.  Elbette eğer yeni ürün, firma tarafından daha önce üretilen ürünlere kıyasla esaslı değişiklik gösteren özellikler taşıyorsa durum değişir.  Örnek: bir otomobil şirketinin varlıklı bir müşterinin talebi üzerine özel bir araba üretmesi.
  • İçinde faaliyet gösterilen endüstri için olağan kabul edilen mevsimsel veya döngüsel tasarım değişiklikleri, ne ürün ne de pazarlama inovasyonları değildir.  Örnek: bir giysi üreticisinin yaz sezonu ürünlerinden sonbahar sezonu ürünlerine dönmesi.
  • Önceye kıyasla yeni veya daha gelişmiş olan ürünlerin ticaretinin toptancı, perakendeci veya lojistik hizmetleri sağlayıcıları tarafından gerçekleştirilmesi bir ürün inovasyonu değildir.  Elbette, bu daha önce ticareti yapılmayan bir ürün grubuysa durum değişir. Örnek: bir elektronik perakendecisinin yeni nesil LED TVler satmaya başlaması.

Sık karşılaştığım bir başka karışıklık da, daha önce İnovasyon Fuarı’nda değindiğim gibi, buluş ve inovasyonun birbirine karıştırılması.  İki kavram da birbiriyle bağlantılı, zira inovasyon yeni birşeyin başarılı bir şekilde uygulanması iken, buluş yeni birşeyin doğrudan yaratılmasıdır.  Her buluş inovasyona dönüşmez; eğer bir buluş ekonomik açıdan fizibil veya pratik değilse, ne kadar yeni ve yararlı olursa olsun asla uygulanmayacaktır.

Şimdiye kadar konuştuklarımızı temel alarak, benim inovasyon tanımım şöyledir:

İnovasyon,

  1. Yeni olan
  2. Başarılı bir şekilde uygulanmış olan
  3. Net bir fayda sağlayan

bir fikir, yöntem, sistem veya üründür.

İnovasyonu daha iyi anlayıp tanımladığımıza göre soralım: bir işletme inovasyonu nasıl başarır ve inovatif bir şirket haline gelir?

Strateji Mi, Şeyy… (2.Bölüm)“de, işletmelerin üç stratejik kaynağı olduğunu görmüştük:  insan kaynağı, süreçler/bilgi, finansman.  İnovasyon bağlamında, bunların en önemlisi insan kaynağıdır.  Doğru insanlarla diğer iki kaynağı geliştirmek mümkün olabilir, ve şirket aynen stratejik planlamada olduğu gibi, inovasyonu başı ve sonu olan bir “proje” olarak değil, işin sürekli, alışkanlık haline gelmiş ve tutarlı bir parçası olarak kabul edebilir.

Yani, doğru insanları bulmak en önemli şey.  Ancak “inovasyon konusunda tecrübeli” ve “şirkete yeni inovasyonlar katabilecek” çalışanlar arayan ilanlar vermek herhalde bunu gerçekleştirmek için en akılcı yöntem değil.  “Doğru” insanları nasıl bulmak gerektiği konusunda farklı birçok görüş var.

Sidney, Avusturalya merkezli, iş tasarımı ve dönüşümü konusunda faaliyet gösteren bir firma olan Second Road’un kurucusu ve CEO’su olan Tony Golsby-Smith, en doğru yolun beşeri bilimler (humanities) eğitimi almış kişileri işe almak olduğunu söylüyor.  Bilim ve işletme konularında öğrenim gören öğrencilere belirsizlik ve bilinmeyenle başa çıkmayı öğretmek yerine “veriyi kontrol etmek, öngörmek, onaylamak, sağlama almak ve test etmek” konularına odaklanması nedeniyle eğitim sistemini eleştiriyor.

Golsby-Smith’e göre, beşeri bilimler eğitimi alarak Shakespeare’in şiirleri, Da Vinci’nin tabloları, Roma İmparatorluğu’nun tarihi veya politik felsefe gibi konularda eğitim alanlar, büyük kavramları kavrayıp yönetmeyi, ve zor ve sıradışı sorunları çözmek için farklı düşünce yöntemleri kullanmayı öğrenmiş kişiler.

Karmaşıklık ve belirsizlik. Çoğu şirket, olası sorunları daha başgöstermeden farkedip bertaraf edebilecek anlayışa sahip değil, çünkü çalışanları ya acil işlere fazla odaklanmış durumda, ya da o kadar fazla miktarda verinin altına gömülmüşler ki uyarı niteliğindeki işaretleri göremiyorlar. Herhangi bir büyük sanat eseri – edebi, felsefi, psikolojik ya da görsel olsun– beşeri bilimler eğitimi almış birisine meraklı olması, ucu açık sorular sorması ve büyük resmi görmesi için meydan okur.  Belirsiz bir gelecekle ya da fazla ipucu vermeyen sorunlarla uğraşırken işte tam da bu tür bir düşünce tarzına gerek vardır.

İnovasyon. Kutunun dışında, sıradışı düşünceler istiyorsanız, insanların içindeki yaratıcılığı serbest bırakmalarını sağlamanız gerekir.  Beşeri bilimler eğitimi almış kişiler yaratıcı olmak için eğitilmişlerdir ve yaratıcı takımları yönetmek için biçilmiş kaftandırlar.

İletişim ve sunum. Beşeri bilimler eğitimi alanlar, yazı yazma ve sunum konusunda iyi eğitim aldıkları için, pazarlama, eğitim ve araştırma konularında ustadırlar.  Yazı yazma konusuna odaklanmak, insanlara etkili savlar geliştirmeyi öğretirken, sahne sanatları eğitimi mükemmel sunum becerileri verir.  Ve eğer geniş rekabet ortamını ve küresel pazarları anlamak istiyorsanız, tarih konusunda genel bir anlayış vazgeçilmezdir.

Müşteri ve çalışan memnuniyeti. Müşterilerin ve çalışanların hissettiklerini iyice anlayabilmek, onların gerçek ihtiyaçlarını ve endişelerini öğrenebilmek için keskin gözlem ve psikoloji yeteneği gerekir, ki bu da şair ve yazarlarda bulunur.”

Emergenetics International kurucusu, ve bir psikometrik düşünce ve işyeri davranışı değerlendirme aracı olan Emergenetics Profili’nin yaratıcılarından olan Geil Browning, konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor.  “Lider Olmak Üzere Tasarlanmışsınız” (You’re Wired To Be A Leader) başlıklı yazısında Browning, araştırmalara göre insanların olaylarla karşıkarşıya geldikleri zaman değişik oranlarda başvurdukları yedi farklı beyin niteliği –düşünce ve davranış eğilimleri– olduğunu anlatıyor:

  1. Analitik düşünce, daha tarafsız ve bağımsız kararlar vermek için gerekli. Bu özellik, araştırma sonuçlarına ve verilere bakarak seçenekleri değerlendirmeye, ve neyin işe yarayıp neyin yaramayacağını sorgulamaya yardımcı olur.
  2. Yapısal düşünce, gerçekleştirilebilir bir plan yapmayı sağlar.  Bu, sonuçları maksimize, riskleri ise minimize etmeyi sağlayan, yöntemsel ve sıralı bir süreçtir.
  3. Sosyal düşünce, dinlemeyi, başarılı takımları kurmayı, insanlarla ilişki kurmayı ve onları geliştirip cesaretlendirmeyi sağlar.
  4. Kavramsal düşünce, inovasyonu başlatan öngörülü düşüncedir.  Noktaları birleştirip ortaya bir resim çıkaran ve en beklenmedik anlarda gelen fikirler organizasyonunuza enerji verip canlılık katar.
  5. Anlatımcılık, fikirlerinizi ifade etmek için kullandığınız davranış stilidir. İnsanlarla nasıl ilişki kurduğunuzu etkiler ve başkalarıyla nasıl konuştuğunuzu düzenler.
  6. Kararlılık, fikirlerinizi uygulamaya koymak için kullandığınız davranış şeklidir.  Etkili bir lider olayları harekete geçirecek kadar kararlıdır ama başkalarının dengesini alt üst edecek kadar da değil.
  7. Esneklik, farklı durumlara göre en uygun davranışı gösterebilmeyi sağlayan davranış şeklidir.  Yalnızca başkalarının görüşlerine açık olmayı değil, belirsizlik içeren (veya aksine aşırı kuralcı) ortamlarda başarılı olmayı sağlar.

Genellikle, bir şirketteki çalışanların dağılımı, bu yedi farklı beyin niteliğinin yeteri kadar temsil edildiği bir şekilde olmayacaktır.  Çoğu işletme, benzer düşünce yöntemleri olan ve birbirine benzeyen insanları işe alır.  İnovasyon için, bir işletmenin, Browning’in yukarıda anlattığı gibi, gelişmiş “kavramsal” düşünce becerileri olan insanlara ihtiyacı vardır.  Bu kavramsal insanlar, olaylara farklı bir açıdan bakarak, fikir üretme, eğilimleri farketme, başkalarının normalde kaçıracağı bağlantıları ve veri noktalarını belirleme konusunda başarılı olurlar.  Bütün bunları birbirine bağlayarak, büyük resme çok iyi oturan çözümler üretirler.  Olaylara meydan okumaktan kaçınmaz, ve süreç boyutunda değil ama fikir boyutundaki çözümlere odaklanırlar.  Detaycı değillerdir, ancak fikirleri organizasyondaki detaycı ve süreç odaklı olan başkaları tarafından alınıp işleme koyulabilirse, inovasyon büyük olasılıkla gerçekleşir.

Browning inovasyon konusunda güçlü olabilecek insanları işe alma sürecinde tanımak için bazı mülakat sorularını listelerken, diğer yandan da bazı uyarılarda bulunuyor:

“Eğer şirketinizde inovatif düşüncelerin meydana çıkmasını istiyorsanız, her türlü yaratıcılığın takdir edildiği bir ortamı oluşturmak sizin sorumluluğunuzdur.  Mükemmel adayınızı işe almadan önce, organizasyonunuzun gerçekten yeni fikirleri duymaya hazır olduğundan emin olun.

Bir uyarı: gerçekçi olmayan uçuk fikirler değil işbilirlik arayın, çünkü günün sonunda ihtiyacınız olan şirketinizin karlılığını artıracak fikirlerdir.  Gerçek dünyada uygulanmış çözümler konusunda deneyim sahibi olmak, her türlü iş adayı için artı puandır.”

Los Angeles merkezli bir finansal hizmetler ve teknoloji şirketi olan ZestFinance’in kurucusu ve CEO’su Douglas Merrill, Browning’in görüşlerine büyük ölçüde katılmakla birlikte, düşüncelerini çok farklı bir şekilde ifade ediyor.  Merrill, “Neden Sizi Sinir Eden İnsanları İşe Almak İnovasyon Yapmanızı Sağlar” (Why Hiring People Who Annoy You Helps You Innovate) adlı yazısında, varolan bir marka için olsun, yeni bir girişim için olsun, inovasyon yaparken izlenmesi gereken üç kuralını anlatıyor:

Sizi Sinir Eden İnsanları İşe Alın. Araştırmalara göre, değişik disiplinlerden gelen ve farklı özelliklere sahip kişilerden oluşan takımlar, daha geniş bir yelpazeye yayılan fikirler üretirler, ve kurumunuzun esas ihtiyacı olan o beklenmedik fikri bulma olasılıkları daha yüksektir.  Bunun tersi de aynı şekilde geçerlidir: Eğer birbirine benzeyen, aynı yönde düşünen ve davranan insanlardan oluşan bir takım kurarsanız, “grup düşüncesi” (groupthink) denilen tuzağa düşüp sadece tek bir fikir üretebilme tehlikesiyle karşı karşıyasınızdır ki, eğer bu doğru fikir değilse hapı yuttunuz.

Sosyal psikoloji bize gösteriyor ki, kendimize benzeyen insanlar daha hoşumuza gider, ve benzerlik ne kadar çok olursa, hoşumuza gitme de o kadar artar.  Bu da başarılı olabilecek bir işe alma stratejisine işaret eder: Hoşlanmadığınız, sizi sinir eden insanları işe alın. Kafaları çalıştığı sürece, hoşlanmadığınız insanlar sizin ve şirketinizin ihtiyacı olan çeşitliliği sağlarlar.

Kopyalamayın, Yeniden Yaratın. Size inovatif olmayı öğretme iddiasında olan eğitmenlerden ve danışmanlardan oluşan koca bir endüstri mevcut…  Genellikle size başka şirketlerde nelerin yapılıp işe yaradığını anlatırlar, NİYE yapıldıklarını ve altında yatan düşünceleri değil… Başka yerlerdeki davranışları yüzeysel olarak taklit etmeyin, nelerin hedeflendiğini anlayın ve bunları kendi bağlamınızda uygulayın.

Yaratmayın, Kulak Verin. İnovasyonun amacı sadece yeni birşeyler üretmiş olmak değil, yeni müşteriler, yeni pazarlar ve yeni ürünler kazanmaktır.  Müşterilerinizin ne istediğinizi çok iyi bildiğinizi sanıyor olabilirsiniz, ama bilmiyorsunuz.  Belki şirketi kurduğunuz zaman müşterilerin ne istediğini biliyordunuz ama o geçti, şimdi müşterilerinizin ne istediğini bilen sadece müşterilerin kendileri.  Peki müşterilerinizin ne istediğini nasıl mı öğrenebilirsiniz?  Bana sorarsanız odak gruplarını (focus groups) boşverin.  Hem çoğunlukla gerçek müşterilerinizi temsil etmezler, hem de şu bir gerçek ki, insanlar bilmedikleri şeyi size tanımlayamazlar… Çoğu durumda müşterilerinizin ne istediğini onları gözlemleyerek öğrenebilirsiniz.”

İnovasyon konusundaki bütün bu kavga gürültü, toz duman nedeniyle kafanızın karışmasına veya yanlış yollara sapmanıza gerek yok.  İnovasyonun varlığı bir gerçek ve hergün çevremizde birçok inovasyon örneğine rastlıyoruz.  Eğer inovasyonun ne demek olduğunu ve sizin işletmeniz için ne anlama geldiğini gerçekten anlamışsanız, inovasyonu başarmak için yapmanız gereken organizasyonunuzu yeniden yapılandırmak için gerekli iradeye sahip olmak ve sizi oraya götürecek doğru kişileri işe almak.

Shakespeare’den alıntı yapıp biraz değiştirirsek: İnovasyondan korkmayın: Bazı şirketler inovatif doğar, bazıları inovasyonu sonradan elde eder, bazılarına da inovasyon kendi gelir.  İnovasyon büyüklüğe giden yolu açar mı? Tek başına yeterli olduğunu sanmıyorum, ama gerekli olduğundan eminim.

Reklamlar

1 Yorum

Filed under TÜRKÇE Yazılar

Understanding, Defining And Achieving Innovation

You may have heard the story of famous Wall Street banker J.P. Morgan and the shoeshine kid.  According to the story, Morgan was getting his shoes shined, and the shoeshine kid asked Morgan about the latest stock tip he heard. This made Morgan realize that something was very wrong, that if even the shoeshine kid was in the stock market, then everybody else was too and the market was seriously overbought.  He promptly sold all his holdings and was able to avoid the stock market crash a few weeks later.

I always liked this story and often share it with my consulting clients to make a point about either a market being overcrowded or a concept being overused.  In this instant, what made me think of it was a job posting for a junior position looking for people who are “experienced in innovation” and would “add new innovations to the organization.”  (I especially loved the new innovations idea.  Who wants old innovations anyway?)

It is really getting annoying to see the word “innovation” misused in places where it does not belong. Unfortunately,  innovationmania is all around us.  There are innovation workshops that almost guarantee that all participants will be great innovators at the end of the program.  Self styled “innovation consultants” are everywhere, and can apparently make entire companies innovative overnight.  The first ever Innovation Turkey Expo was held in Istanbul earlier this month, which was really an expo of inventions, but innovation sounds much cooler than mere invention.  Corporate executives talk to business TVs and magazines to announce that their firm is in the innovation business.  Even politicians are making an extra effort to attend events that have innovation in the title somewhere, such as the National Innovation Initiative, because, it is hip, it is cool and it makes one look like they are keeping up with the times.

But seriously, what is innovation?  In “Innovation Is… Hmm…“, we briefly talked about how most companies and their employees are clueless as to what it is and what it really means for their organization and that it is the leadership’s responsibility to define what innovation should mean to the organization in general and each employee in particular.

A useful first step to understand innovation is to look at its etymology:

innovation (n.) mid-15c., “restoration, renewal,” from L. innovationem (nom. innovatio), noun of action from pp. stem of innovare

innovate (v.) 1540s, “introduce as new,” from L. innovatus, pp. of innovare “to renew, restore; to change,” from in- “into” + novus “new” . Meaning “make changes in something established” is from 1590s.

So, etymologically speaking, innovation is taking something that already exists and turning it into something new by making changes. This definition is further elaborated in the 2005 edition of the Oslo Manual, a joint publication by OECD and Eurostat.  The Oslo Manual, taking a broad approach, defines innovation as follows:

“An innovation is the implementation of a new or significantly improved product (good or service), or process, a new marketing method, or a new organizational method in business practices, workplace organization or external relations.”

The manual distinguishes innovations in four different areas: product, process, marketing and organization.  Definitions of innovation in these areas are fairly MECE (mutually exclusive, completely exhaustive.)

“A product innovation is the introduction of a good or service that is new or significantly improved with respect to its characteristics or intended uses. This includes significant improvements in technical specifications, components and materials, incorporated software, user friendliness or other functional characteristics.

A process innovation is the implementation of a new or significantly improved production or delivery method. This includes significant changes in techniques, equipment and/or software.

A marketing innovation is the implementation of a new marketing method involving significant changes in product design or packaging, product placement, product promotion or pricing.

An organizational innovation is the implementation of a new organizational method in the firm’s business practices, workplace organization or external relations.”

The Oslo Manual also lists a number of changes that are NOT innovations.  I cannot help but be amused when I think about the many corporations and executives who call themselves innovative and brag about it all over the media, simply because they did one of these things below:

  • It is not an innovation to stop doing something, even if it improves a firm’s performance. Innovation is something new, not abandoning the old.  Example: an electronics manufacturer discontinuing a line of product.
  • The purchase of identical models of installed equipment, or minor extensions and updates to existing equipment, are not process innovations. This is not something new, it is simply more of the same.  Example: a steel mill expanding capacity by adding another furnace.
  • A change in the price of a product or in the productivity of a process as a simple result of changes in the price of factors of production is not an innovation. Example: a computer manufacturer can now produce the same model of laptop cheaper, because RAM prices have dropped.
  • Creation of a unique product in order to satisfy a specific demand by a specific customer is not a product innovation. It is another story of course, if the customized item displays attributes significantly different than previous products made by the firm.  Example: an automobile company builds a custom car for a wealthy customer.
  • Seasonal and other cyclical changes in design that are routine for the industry in general are neither product nor marketing innovations. Example: an apparel manufacturer switches from the summer line of products to the new fall line.
  • Trading of new or improved products is not a product innovation for a wholesaler, retailer or logistics firm, unless it is a new line of goods, not previously sold. Example: an electronics retailer starts selling the next generation LED TVs.

Another confusion I come across frequently is mistaking invention with innovation, such as the Innovation Expo mentioned earlier. The two are related, as  innovation refers to the successful implementation of something new, whereas invention refers directly to the creation of it. Not all inventions turn into innovations; if an invention is not economically feasible or practical, it will not be implemented, however novel or beneficial it may be.

Based on all of the above, here is my definition of innovation:

Innovation refers to an idea, method, system or product that;

  1. is new,
  2. has been successfully implemented,
  3. results in a net benefit.

Now that we have a better understanding and definition of innovation, next comes the question: how can a business achieve innovation and become an innovative company?

In Strategy Is… Hmm…(Part 2), we saw that businesses have three strategic resources: people, processes/information, and finances.  In the innovation context, the most important of the three is people.  With the right people, it is possible to upgrade the other two resources, and similar to strategic planning, the company can start thinking of innovation as part of the business – ongoing, habit and consistent – not as a “project” that has a start and a stop.

So, finding the right people is key.  Job postings looking for people “experienced in innovation” and would “add new innovations to the organization” is probably not the best way to go about it.  How a firm can find the “right” people is something that many have different opinions on.

Tony Golsby-Smith, founder and CEO of Second Road, a business design and transformation firm based in Sydney, Australia, thinks that the best way is to hire people with humanities backgrounds.  He criticizes the education system because it focuses on teaching science and business students to “control, predict, verify, guarantee, and test data”, instead of teaching students how to deal with ambiguity and the unknown.

According to Golsby-Smith, people with humanities backgrounds who studied topics like Shakespeare’s poetry, Da Vinci’s paintings, history of the Roman Empire or political philosophy, have learned to grasp and manage big concepts, as well as how to apply new ways of thinking to difficult and unconventional problems.

Complexity and ambiguity. Too many companies lack the scope of understanding to stop problems before they start, because their people are too focused on immediate tasks, or buried under so much data that they can’t see warning signs. Any great work of art — whether literary, philosophical, psychological or visual — challenges a humanist to be curious, to ask open-ended questions, see the big picture. This kind of thinking is just what you need if you are facing a murky future or dealing with tricky, incipient problems.

Innovation. If you want out-of-the-box thinking, you need to free up people’s inherent creativity. Humanists are trained to be creative and are uniquely adapted to leading creative teams.

Communication and presentation. Liberal arts graduates are well-trained in writing and presenting, making them natural fits for marketing, training, and research. A focus on writing helps people develop persuasive arguments, and a background in performance gives people great presentation skills. And an understanding of history is indispensable if you want to understand the broader competitive arena and global markets.

Customer and employee satisfaction. To “get under the skin” of customers and employees to discover their real needs and concerns demands… you need keen powers of observation and psychology — the stuff of poets and novelists.”

Geil Browning,  founder of Emergenetics International, and the co-creator of  Emergenetics Profile, a psychometric thinking and behavioral workplace assessment tool, approaches the issue from a different angle.  In her article titled “You’re Wired To Be A Leader“, Browning talks about research that tells us that there are seven brain attributes—thinking and behavioral tendencies—people take advantage of to a greater or lesser extent, when faced with issues:

1. Analytical thinking is essential to making more objective, less biased decisions. This is the function that helps you look at existing research and data, examine options, and question what will or will not work.

2. Structural thinking ensures that you come up with a plan that is doable. It is the methodical, sequential process that helps maximize results, and minimize pitfalls.

3. Social thinking allows us to listen, build successful teams, relate to people, and develop and inspire others.

4. Conceptual thinking is right-brain, visionary thinking that jumpstarts innovation. Ideas that connect the dots and come out of left field can invigorate your organization.

5. Expressiveness is a behavior style you use to communicate your ideas. It affects how you relate to people and sets the course for the way you speak with others.

6. Assertiveness is a behavior style you use to put your ideas to work. An effective leader is assertive enough to make things happen, but not so assertive that others are stymied.

7. Flexibility is a behavior style you bring to the way you get things done. It determines not only your openness to other points of view, but also your ability to thrive in undefined (or very defined) situations.

More often than not, a company will not have a mix of employees in such a way that all of these brain types are adequately represented.  Most businesses tend to hire similar types of people, with similar thinking styles.  For innovation, an organization will need people with advanced “conceptual” type of thinking abilities, as Browning explains above.  These conceptual people will have different way of looking at things where they generate ideas, notice trends and data points others would miss, and tie them all together to come up with solutions that fit the big picture nicely.  They enjoy challenges and focus solutions at an idea level, but not at a process level.  They are not detail oriented, but if their ideas can be picked up by other people in the organization who ARE detail and process oriented, innovation will most likely occur.

Browning lists a number of useful interview questions to ask to identify strong innovators, but also cautions:

“If you want innovative ideas to surface in your company, it is your job to cultivate an atmosphere in which all types of creativity are valued. Before you hire your perfect candidate, make sure your organization is truly ready to hear new ideas.

One note of caution: look for competence, not just blue-sky thinking, because ultimately you need ideas that will benefit your bottom line. Experience with real world solutions is a bonus in any job candidate.”

Douglas Merrill, CEO and founder of ZestFinance, a Los Angeles-based financial services technology company, echoes Browning’s recommendations but articulates it in a very different way.  In his article “Why Hiring People Who Annoy You Helps You Innovate“, Merrill lists his three rules to follow when innovating an existing brand or starting something new:

Hire People Who Annoy You.  Research shows that diverse teams tend to come up with a wider variety of answers, and, thus, are more likely to find the surprising winning idea. The converse is also true: If you build a team that looks alike, thinks alike, and wears the same shoes (pardon the pun), you will get groupthink and generate only one answer, and hope it’s the right one.

Social psychology has taught us that we tend to like people who are similar to us, and the higher the similarity, the more likable the person. This suggests a hiring strategy–hire people who annoy you. As long as you’re ensuring they are smart, the people who annoy you represent the diversity you and your company require.

Don’t Copy, Remake. There is an entire cottage industry devoted to teaching you how to be innovative… They tell you what was done, not why it was done… Don’t copy the surface behavior–understand the goals, and do them in your context.

Don’t Create, Listen.  The purpose of innovation is not simply to build something new, but to win new customers, new markets, or new products. While you think you may know what they want, in reality, you don’t. Rather, you knew what customers wanted back when the company started, but now the only people who really know what customers want are the customers.

So how do you find out what the customers want? My advice would be to nix the focus groups. While they’re generally not representative of your actual customers, it’s also true that humans can’t describe what they don’t know… In many cases, you can see what customers want by watching their behavior.”

There is no reason to be confused or misdirected by all the hype about innovation.  Innovation is real and it happens every day, all around us. If we understand what innovation really is, and what it means for our business, then all it takes to achieve it is to have the determination to reshape our organization and hire the right people to lead the way.

To borrow from and paraphrase Shakespeare, be not afraid of innovation: some businesses are born innovative, some achieve innovation and others have innovation thrust upon them.  Does innovation lead to greatness?  I do not believe that it is sufficient, but it is very much necessary.

1 Yorum

Filed under Posts In ENGLISH